Ev biraları ve sağlık


(Çağlar Coşkun) #1

Merhaba, konu ile ilgili Ekşisözlük sitesinde aşağıdaki yazıya denk geldim. Yazıda özetle, filtreleme ve pastorizasyonun önemi vurgulanmış ve bu konulara (özellikle pastorizasyon’a) dikkat edilmediği takdirde kansere varan ciddi sağlık sorunları ile karşılaşılabileceğinden bahsedilmiş.

Yazı ile ilgili yorumlarınızı merak ediyorum. Ev ortamında pastörizasyon işlemi olası mı? Uygulayan var mı? Aksi halde yazıda bahsedilen sorunların ortaya çıkması ne derece mümkün?

Selamlar.


(Bulut Akbulut) #2

muhtemelen içinde doğru öneriler olabilir fakat birkaç konu var ki bana ev biracılığı açısından mantıksız geldi.

1.si birayı şişeleme aşamasında filtrelemek. Bu aşamada çoğu maya da o filtreye takılır ve gazlanma düzgün gerçekleşmez. Bottle conditioning kısmı iptal.

2.si pastörizasyon. Bildiğim kadarıyla dünya genelinde ( ev biracılarını bi yana bırakalım ) çoğu kraft bira da bu işlemi görmeden piyasaya sürülüyor, yani kraft biranın olayı bu diyebiliriz. Efesin piyasaya sürdüğü pastörsüz bir bira da mevcut ve yanlış hatrılamıyorsam raf ömrü 3 ay olarak belirlenmiş. Benim deneyimlerime göre ise 3. ayında tam tahıl bir bira bulunmaz nimet, o kadar bekletemiyoruz genelde :slight_smile:

mayaların sağlık üzerindeki etkileri kısmına birşey diyemem ama içinde canlı maya barındıran bir sıvı tüketiyoruz, ben buna doğal probiyotik demeyi tercih ediyorum :slight_smile: bazen bağırsaklarımı daha hızlı çalıştırdığı oluyor ve sağlık açısından sorun yaratabilecek durumlar olabilir. Yazının sahibi arkadaşa katıldığım tek ve en önemli konu temizlik kısmı.

Bu arada kimyager filan değilim, yazdıklarım tamamen kişisel görüşlerim, yanlış olduğunu düşündüğünüz bir kısım olursa lütfen bilgilendirin, sağlığımızdan olmayalım.


(Evren Arslan) #3

Normalde dinlemeyi ve okumayı seven birisi olarak genelde suskunumdur.

Burada kendi bahçesinde yetiştirdiği domatesi yiyen insanların sevincini yaşayan insanlar gibi
bunu evinde bira yaparak bu mutluluğa erişen insanların görmekten mutlululuk duyuyorum.

Fakat yazıda sanki bir bira fabrikası kurmak isteyipte bunu yapamamış fakat fabrika kurma
aşamasında yaşadığı uzun raf ömrü, sağlık için genel geçer kurallar v.b. gibi deneyimleri
dillendirmiş birisinin sözlerini gördüm.

  1. Biz ticari amaçlı bira üretmiyoruz.
  2. Bütün kombinasyonları denemek istiyoruz.
    3.Yapım aşamasındaki belli noktaları dikkate aldığımız sürece
    geri kalan bütün opsiyonları kendi yöntemimizle yapmak istiyoru.
    (Kovayı kaynar suda bekletirim, 0,50 lt pet şişede yapıp eşe dosta hediye ederim vb.)
  3. Sağlıklı beslenme konusunda takıntılıyım ve piyasada çıkan şunu ye bunu yeme
    tarzında diyetlerden uzak dururum. Mideni ve bağırsaklarını dinle ve vücudunu rahatsız
    şeylerden uzak dur mantığıyla piyasayı beslemeyen Ahmet Rasim KüçükUsta, Ahmet Aydın ve
    Canan Karatay gibi kişilerin kitaplarından yaptığım araştırmalarda en iyi beslenme probiyotik
    olan ve mısırlılardan beri olan biraların içinde doğal canlı maya var. Bunlarda probiyotik bakteri
    içerir. Asıl probiyotiksiz beslenme şekilleri kanserin başlıca sebebi. Sırf etrafta herşeyi pastörize , ediyorlar diye bundan vazgeçecek değilim.

(mehmet ) #4

Ekşi sözlüğü ref almamak gerektiğini düşünüyorum.


(Şişede Enaz BİRAY) #5

Ekşiyle ilgili benzer konular konuşulmuştu… (Star San hakkında)

Yaw he he diyip gülüp geçiniz…


(bakkalamca) #6

Selamlar,

Bende genelde okumayı yazmaktan daha çok seven birisiyim ama böyle saçmalıklar gördümmü dayanamıyorum doğrusu. Başlamadan önce şunu belirteyim ; gıda mühendisliği ve/veya gıda eğitimi almamış herkes, gıda ile ilgili konularda çok bilmiş cümleler kurmayı ve insanları korkutarak kendince büyük sırları ifşa ettiğini sanarak, toplumu yanlış yönlendiriyor. Bu durum özellikle Türkiye’de böyle . herkes eğitimini almadığı konu da kendinisini uzman sanıyor.

bir parantez açayım ve hızlıca kendimden de bahsedeyim. 2001 odtü gıda mühendisliği mezunuyum. aynı zamanda mekatronikçiyim ve uzun yıllardır bir gıda fabrikasında üst düzey yöneticiyim. askerliğimde bile gıda kontrol subayıydım ama hadi o kısmı saymasak 15-16 yıldır bir fiil bu mesleğin içindeyim. çalıştığım fabrikada süt ürünlerinden , yüksek şekerli tatlılara kadar çok geniş bir yelpaze var. üretim, üretim otomasyonu ve makine ekipman tasarım konularına son derece hakimim ve bir fiil icra ediyorum. bu konulara bu kadar vakıf olduğum halde çıkıpta , şu kanser yapar, bu bilmem ne yapar diyemiyorum. diyebilecek verilerde elimde yok. sadece kanserle ilgili diyebileceğim, sucuk salam ve tütsülü ürünlerde nitrat vardır. nitrat nitirite dönüşür ve son derece kansojerendir. sodyum benzoatta benzene dönüşebilir ve oda kansorejendir. sahte gıdaları saymazsak özellikle ağır metaller ; kurşun, civa, kadmiyum, arsenik gibi ağır metaller çok ciddi risk taşırlar. bu konulara daha fazla girmeyeceğim ama insan vücüduna tolere edebileceği kadar siyanür bile verseniz , bu ölümcül madde bile vücüttan atılır. yani öyle ayda bir iki sefer adam gibi sucuklu yumurta yenerek kanser olunmaz. bu tip şeylerin sürekli tüketilmesi gerekir…

şimdi bu kimya mühendisi arkadaş atmış tutmuş. yok pasterizasyon yok bakteriler diye. herhalde havadan aldığı , elini yüzüne götürdüğü ve diyer bilumum şeyleri yaptığı zaman yuttuğu bakterilerden bir haber. öyle olsa sağlam adam kalmazdı. ayrıca bira içindeki alkol doğal bir dezenfektan maddedir. sağlıklı ve belirli bir süre antibiyotik kullanmamış bir insanın bağırsaklarında 0.5 kg ile 1.5 kg arası bakteri yaşamaktadır. hücre sayısına getirirseniz, trilyonlarca bakteri yapar ve sizin için sindiremedeğiniz vitamin ve birçek malzemenin kana karışmasını yardım eder. fazla tahıllı şey tüketirsenizde (örneğin nohut-kurufasulye) size metan gazı (yani pırtlama- bağırsak gazı) olarak geri döner.

başka bir konu olan geçmişte insanların bağırsak sorunlarından öldüğü kısmına gelirsek; evet insanlar ölüyorlardı ama orta çağ avrupasında kontamine su(kendi dışkıları ve atıkları içme sularına karışıyordu) içtikleri için ölüyorlardı. o zamanlardada alkolün mikrop öldürü etkisi biliniyordu ve çoçuklar da dahil olmak üzere parası olanlar rom içiyordu( rom ,viskinin meşe fıçıda beklemeye alınmadan önceki %40- %45 alkollü hali). yetişkenler çoçuklara sulandırarak konyak veya rom veriyorlardı hasta olmamaları için. daha yazacak çok şey var ama konuya kısa kesmek gerekirse Allah hiç kimseyi bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi yapmasın.

sağlıcakla kalın.


(ömür) #7

İki senedir kit den dur duraksız bira yapıyorum şu ana kadar göbek dışında bir sorun ile karşılaşmadım :slight_smile: evde zaten pastörize ve filtreleme işlemini bizim yapmamız neredeyse imkansız öyle cihazlarımız da yok ayrıca ve olsa da çok pahalı olduğuna eminim. Öte yandan alkol zaten başlı başına zararlı bir olaydır bunun ticarisi ev yapımı vs vs si olmaz dikkatlice tüketmek sonrasında iyi beslenmek ve Spor yapmak gerekir. Özenli çalışarak ve dikkatli tüketerek bahsedilen uygulamalar olmasa bile evde bira yapmanın ben sorun olduğunu hiç görmedim. Saygılarımla


(Uğur) #8

Ekşideki bazı yazarların yazılarını beni gülümsetir, bu haber de beni gülümsetti. En iyi cevabı @orallaronur arkadaşımız vermiş ve bu konuya noktayı koymuş :slight_smile:


(Nesin MUTLU) #9

Acaba ticari firmaların sponsorluğunda mı bu yazı yazıldı? Kit ya da tam tahıl bira üretiminde gözlem dahi yapmadan, kalemi elime alsam ben de aynı yazıyı yazarım gibi me geldi… Ev yapımı yoğurdu yapıp yemeden, nasıl inek sağıldını bilmeden, pastörize yoğurt nasıl yapılır diye sorsalar, cevabım buna benzer olur… Ustalar, uzman kişiler, fazla detaya girmeden, zaten gereken cevabı vermişler, bize mayaların çalışması için gerekli ortamları oluşturmak kalmış… Ticari firmalar dahi ürünlerinin raf ömrünü 6 aya çekmişken, bir sene veya daha uzun raf ömrüne sahip ticari ürünlerin (pastörize;karbonizasyon) savunması yapmak nedendir?