Ev biraları ve sağlık


(Çağlar Coşkun) #1

Merhaba, konu ile ilgili Ekşisözlük sitesinde aşağıdaki yazıya denk geldim. Yazıda özetle, filtreleme ve pastorizasyonun önemi vurgulanmış ve bu konulara (özellikle pastorizasyon’a) dikkat edilmediği takdirde kansere varan ciddi sağlık sorunları ile karşılaşılabileceğinden bahsedilmiş.

Yazı ile ilgili yorumlarınızı merak ediyorum. Ev ortamında pastörizasyon işlemi olası mı? Uygulayan var mı? Aksi halde yazıda bahsedilen sorunların ortaya çıkması ne derece mümkün?

Selamlar.


(Bulut Akbulut) #2

muhtemelen içinde doğru öneriler olabilir fakat birkaç konu var ki bana ev biracılığı açısından mantıksız geldi.

1.si birayı şişeleme aşamasında filtrelemek. Bu aşamada çoğu maya da o filtreye takılır ve gazlanma düzgün gerçekleşmez. Bottle conditioning kısmı iptal.

2.si pastörizasyon. Bildiğim kadarıyla dünya genelinde ( ev biracılarını bi yana bırakalım ) çoğu kraft bira da bu işlemi görmeden piyasaya sürülüyor, yani kraft biranın olayı bu diyebiliriz. Efesin piyasaya sürdüğü pastörsüz bir bira da mevcut ve yanlış hatrılamıyorsam raf ömrü 3 ay olarak belirlenmiş. Benim deneyimlerime göre ise 3. ayında tam tahıl bir bira bulunmaz nimet, o kadar bekletemiyoruz genelde :slight_smile:

mayaların sağlık üzerindeki etkileri kısmına birşey diyemem ama içinde canlı maya barındıran bir sıvı tüketiyoruz, ben buna doğal probiyotik demeyi tercih ediyorum :slight_smile: bazen bağırsaklarımı daha hızlı çalıştırdığı oluyor ve sağlık açısından sorun yaratabilecek durumlar olabilir. Yazının sahibi arkadaşa katıldığım tek ve en önemli konu temizlik kısmı.

Bu arada kimyager filan değilim, yazdıklarım tamamen kişisel görüşlerim, yanlış olduğunu düşündüğünüz bir kısım olursa lütfen bilgilendirin, sağlığımızdan olmayalım.


(Evren Arslan) #3

Normalde dinlemeyi ve okumayı seven birisi olarak genelde suskunumdur.

Burada kendi bahçesinde yetiştirdiği domatesi yiyen insanların sevincini yaşayan insanlar gibi
bunu evinde bira yaparak bu mutluluğa erişen insanların görmekten mutlululuk duyuyorum.

Fakat yazıda sanki bir bira fabrikası kurmak isteyipte bunu yapamamış fakat fabrika kurma
aşamasında yaşadığı uzun raf ömrü, sağlık için genel geçer kurallar v.b. gibi deneyimleri
dillendirmiş birisinin sözlerini gördüm.

  1. Biz ticari amaçlı bira üretmiyoruz.
  2. Bütün kombinasyonları denemek istiyoruz.
    3.Yapım aşamasındaki belli noktaları dikkate aldığımız sürece
    geri kalan bütün opsiyonları kendi yöntemimizle yapmak istiyoru.
    (Kovayı kaynar suda bekletirim, 0,50 lt pet şişede yapıp eşe dosta hediye ederim vb.)
  3. Sağlıklı beslenme konusunda takıntılıyım ve piyasada çıkan şunu ye bunu yeme
    tarzında diyetlerden uzak dururum. Mideni ve bağırsaklarını dinle ve vücudunu rahatsız
    şeylerden uzak dur mantığıyla piyasayı beslemeyen Ahmet Rasim KüçükUsta, Ahmet Aydın ve
    Canan Karatay gibi kişilerin kitaplarından yaptığım araştırmalarda en iyi beslenme probiyotik
    olan ve mısırlılardan beri olan biraların içinde doğal canlı maya var. Bunlarda probiyotik bakteri
    içerir. Asıl probiyotiksiz beslenme şekilleri kanserin başlıca sebebi. Sırf etrafta herşeyi pastörize , ediyorlar diye bundan vazgeçecek değilim.

(mehmet ) #4

Ekşi sözlüğü ref almamak gerektiğini düşünüyorum.


(Şişede Enaz BİRAY) #5

Ekşiyle ilgili benzer konular konuşulmuştu… (Star San hakkında)

Yaw he he diyip gülüp geçiniz…


(bakkalamca) #6

Selamlar,

Bende genelde okumayı yazmaktan daha çok seven birisiyim ama böyle saçmalıklar gördümmü dayanamıyorum doğrusu. Başlamadan önce şunu belirteyim ; gıda mühendisliği ve/veya gıda eğitimi almamış herkes, gıda ile ilgili konularda çok bilmiş cümleler kurmayı ve insanları korkutarak kendince büyük sırları ifşa ettiğini sanarak, toplumu yanlış yönlendiriyor. Bu durum özellikle Türkiye’de böyle . herkes eğitimini almadığı konu da kendinisini uzman sanıyor.

bir parantez açayım ve hızlıca kendimden de bahsedeyim. 2001 odtü gıda mühendisliği mezunuyum. aynı zamanda mekatronikçiyim ve uzun yıllardır bir gıda fabrikasında üst düzey yöneticiyim. askerliğimde bile gıda kontrol subayıydım ama hadi o kısmı saymasak 15-16 yıldır bir fiil bu mesleğin içindeyim. çalıştığım fabrikada süt ürünlerinden , yüksek şekerli tatlılara kadar çok geniş bir yelpaze var. üretim, üretim otomasyonu ve makine ekipman tasarım konularına son derece hakimim ve bir fiil icra ediyorum. bu konulara bu kadar vakıf olduğum halde çıkıpta , şu kanser yapar, bu bilmem ne yapar diyemiyorum. diyebilecek verilerde elimde yok. sadece kanserle ilgili diyebileceğim, sucuk salam ve tütsülü ürünlerde nitrat vardır. nitrat nitirite dönüşür ve son derece kansojerendir. sodyum benzoatta benzene dönüşebilir ve oda kansorejendir. sahte gıdaları saymazsak özellikle ağır metaller ; kurşun, civa, kadmiyum, arsenik gibi ağır metaller çok ciddi risk taşırlar. bu konulara daha fazla girmeyeceğim ama insan vücüduna tolere edebileceği kadar siyanür bile verseniz , bu ölümcül madde bile vücüttan atılır. yani öyle ayda bir iki sefer adam gibi sucuklu yumurta yenerek kanser olunmaz. bu tip şeylerin sürekli tüketilmesi gerekir…

şimdi bu kimya mühendisi arkadaş atmış tutmuş. yok pasterizasyon yok bakteriler diye. herhalde havadan aldığı , elini yüzüne götürdüğü ve diyer bilumum şeyleri yaptığı zaman yuttuğu bakterilerden bir haber. öyle olsa sağlam adam kalmazdı. ayrıca bira içindeki alkol doğal bir dezenfektan maddedir. sağlıklı ve belirli bir süre antibiyotik kullanmamış bir insanın bağırsaklarında 0.5 kg ile 1.5 kg arası bakteri yaşamaktadır. hücre sayısına getirirseniz, trilyonlarca bakteri yapar ve sizin için sindiremedeğiniz vitamin ve birçek malzemenin kana karışmasını yardım eder. fazla tahıllı şey tüketirsenizde (örneğin nohut-kurufasulye) size metan gazı (yani pırtlama- bağırsak gazı) olarak geri döner.

başka bir konu olan geçmişte insanların bağırsak sorunlarından öldüğü kısmına gelirsek; evet insanlar ölüyorlardı ama orta çağ avrupasında kontamine su(kendi dışkıları ve atıkları içme sularına karışıyordu) içtikleri için ölüyorlardı. o zamanlardada alkolün mikrop öldürü etkisi biliniyordu ve çoçuklar da dahil olmak üzere parası olanlar rom içiyordu( rom ,viskinin meşe fıçıda beklemeye alınmadan önceki %40- %45 alkollü hali). yetişkenler çoçuklara sulandırarak konyak veya rom veriyorlardı hasta olmamaları için. daha yazacak çok şey var ama konuya kısa kesmek gerekirse Allah hiç kimseyi bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi yapmasın.

sağlıcakla kalın.


(ömür) #7

İki senedir kit den dur duraksız bira yapıyorum şu ana kadar göbek dışında bir sorun ile karşılaşmadım :slight_smile: evde zaten pastörize ve filtreleme işlemini bizim yapmamız neredeyse imkansız öyle cihazlarımız da yok ayrıca ve olsa da çok pahalı olduğuna eminim. Öte yandan alkol zaten başlı başına zararlı bir olaydır bunun ticarisi ev yapımı vs vs si olmaz dikkatlice tüketmek sonrasında iyi beslenmek ve Spor yapmak gerekir. Özenli çalışarak ve dikkatli tüketerek bahsedilen uygulamalar olmasa bile evde bira yapmanın ben sorun olduğunu hiç görmedim. Saygılarımla


(Uğur) #8

Ekşideki bazı yazarların yazılarını beni gülümsetir, bu haber de beni gülümsetti. En iyi cevabı @bakkalamca arkadaşımız vermiş ve bu konuya noktayı koymuş :slight_smile:


(Nesin MUTLU) #9

Acaba ticari firmaların sponsorluğunda mı bu yazı yazıldı? Kit ya da tam tahıl bira üretiminde gözlem dahi yapmadan, kalemi elime alsam ben de aynı yazıyı yazarım gibi me geldi… Ev yapımı yoğurdu yapıp yemeden, nasıl inek sağıldını bilmeden, pastörize yoğurt nasıl yapılır diye sorsalar, cevabım buna benzer olur… Ustalar, uzman kişiler, fazla detaya girmeden, zaten gereken cevabı vermişler, bize mayaların çalışması için gerekli ortamları oluşturmak kalmış… Ticari firmalar dahi ürünlerinin raf ömrünü 6 aya çekmişken, bir sene veya daha uzun raf ömrüne sahip ticari ürünlerin (pastörize;karbonizasyon) savunması yapmak nedendir?


(Erol) #10

ekşide çok takılırım ve ev biracılığı ile ilgili yazıyı görünce ve bende bir üretici olunca direk okudum ama allahım oda ne adamlar hastalık kanser o bu şu derken resmen aklım gitti. lütfen sizde bir okuyun. bir bilen bizi aydınlatsın gerçeklik payı nedir ?


(GambLe41) #11

Tamamını sabırla okudum, söylediklerinin çoğu bilimsel dayanağı olmayan varsayımlar ve yorumlardan oluşuyor…
İşin tekniğine de çok hakim olmadığı bin yıllık filtrasyon işlemine filtrelizasyon demesinden belli, takılmayın arkadaşlar.
“Bir kimya mühendisi” arkadaşın yiyecek çok ekmeği var daha…


(İsmail) #12

kimya mühendisi falan değilim ama arkadaş o kadar filtrelemeden falan bahsetmiş ama sağlıkla alakası yok ki o konunun :slight_smile: eğer varsa filtresiz bira üreten o kadar firma insan sağlığıyla kasıtlı olarak mı oynuyorlar :slight_smile: kaldı ki fermente içkilerde özellikle biralarda yabancı bakterilerden arındırmanın önemini zaten hemen hemen her başlıkta görürsünüz forumda.Arkadaşın risk faktörü olarak bildirdiği şeyler enfekte olmuş biraların tüketimiyle ilgili sadece ve enfekte olmuş birayı laboratuvar ortamında incelenmeden anlaşılamayacağına değinmiş.Üstelik bilmiyorum sadece bana mı öyle geldi ama sanki şunlara şunlara sebep olur derken varsayım yapıyor gibi bir konuşması var.Çünkü eski çağlardaki ölümlerin enfekte gıdalar tükettikleri için yüksek olduğunu açıkça varsaymış diğer pek çok etkeni görmezden gelmiş ki yanlış biliyorsam düzeltin insan sağlığı kimya mühendisliğinin uzmanlık alanı değil diye biliyorum.Benim sıradan bir vatandaş olarak şahsi fikrim enfekte olmuş bir birayı içmenin enfekte olmuş herhangi bir gıdadan çok ta farklı sonuçlanmayacağı yönünde kaldı ki pastörize olmadığı için çok uzun süre saklamamanız gerektiği de biliniyor.Sıradan vatandaş olarak benim fikrim varsayımlar üzerine yazılmış bir yazı o zaman ev tarhanası da tüketmeyelim ev yoğurdu,ev peyniri de yemeyelim aynı risk faktörü onlarda da var üstelik onlar sanitasyon için uğraşmıyorlar bile


(Taylan Özdere) #13

Bu tür yazı ve videolar, 1 birim doğru bilgi ile 10 birim yanlış bilgiyi harmanlayıp okuyucu ve izleyicilerde, “birşey öğrendim, aydınlandım” hissi yarattığı için oldukça zararlı.

Bütünüyle yanlış olsalar aslında dikkate alınmayacak bu zırvalar, azıcık doğru bilgiyi, sansasyon ve bol miktar korku ile harmanlayıp satmaya çalışıyorlar. Bunu yapan kişilerin farklı amaçları var, bazılarının amacı:

  • İnsanları korkutup beğeni/fav almak, bu anonim mecralarda kendilerini bir şekilde dinletmek,
  • Kendi ürün satış sitelerinin reklamını yapmak (Kafadar-mafadar kanallar ve benzeri Youtube’da yanlış bilgilerle dolu içerik üreten diğer birçok kanal),
  • Evde bira yapımı hobisine yanlış bilgiyle zarar vermek, başlamayı düşünenleri korkutmak (Bu hobiden rahatsız olan birçok ticari kuruluş var),

Ölü bir değil ki ağlayasın, deli bir değil ki bağlayasın diye bir söz vardır. Bu delilerin kuyuya attıkları taşı kaç akıllı çıkarabilir, rastgele yazı ve videolarındaki yanlışları kaç akıllı düzeltebilir emin değilim.

Her hâlükârda zaman kaybı olsa da, bu başlık altında bu yanlışları düzeltmek için çaba harcayan herkese teşekkür ederim :blush:

Örnek olması için, bağlantısı verilen bu yazıdaki yanlışları aşağıya satır satır ekleyeceğim.


(Taylan Özdere) #14

Bir Kimya Mühendisinin Gözünden Ev Yapımı Bira Konusunda

Doğrusu: Bira üretimi gıda mühendisliğinin konusudur, kimya mühendisliğinin değil.

Ekşisözlük’te açılın ben X’im diyerek ilgi çekmek ve kendini dinletmeye çalışmak banal bir klişedir. Ne yazık ki yazarın bilmediği nokta, bira üretiminin kimya mühendisliği değil gıda mühendisliğinin uzmanlık alanına girdiğidir.

Halkımız da nedense bira yapımını kimyanın konusu zanneder, herkes evde kimyager oldu diye espri yapar. Bu yüzden Youtube videolarında komik biçimde beyaz laboratuvar önlüğü giyen tipler görürsünüz.

Bir brewmaster olarak, çalıştığım veya ziyaret ettiğim hiçbir bira fabrikasında, analiz laboratuvarı haricinde beyaz önlük giyilmediğini, kimyager ve kimya mühendislerinin ise laboratuvar ve yönetim pozisyonları haricinde ancak brewmaster iseler üretimde istihdam edildiğini söylemeliyim.

Bu, bir kimya mühendisi bira üretimini öğrenemez demek değil. Fakat açılın ben X’im gibi bir klişe kullanacaksanız, kimya mühendisiyim demekle jeoloji mühendisiyim demek arasında pek bir fark yok. Bira bir gıdadır ve gıda mühendisliğinin uzmanlık alanıdır.


(Taylan Özdere) #15

öncelikle fermantasyon ve karbonizasyon, bira yapma olayının sadece yarısını yani %50’sini oluşturur.

Doğrusu: Fermantasyon ve karbonizasyon bira üretiminin %50’den daha fazlasını oluşturabilir.

Bira üretim süreçleri hakkında yüzde verecekseniz bunun için ölçü biriminizi de belirtmelisiniz. Zaman açısından mı? Maliyet açısından mı? Zorluk açısından mı? Tada etki açısından mı? Örneğin zaman açısından fermantasyon ve karbonizasyon (karbondioksit basma) bira üretiminin %50’den fazlasını oluşturur.

meselenin ucunda insan sağlığı var. tekrar ediyorum meselenin ucunda insan sağlığı var!

Doğrusu: Bira bir gıdadır. Gıdaya uygun şartlarda üretildiği sürece tehlikeli olmayıp binlerce yıldır tüketilen bir içkidir. Bir ölüm-kalım meselesi değildir.

Ülkemizde ne yazık ki, kendini uzman olarak lanse etmek isteyen doktor ve mühendislerin halkımıza birşey anlatmak ve kendilerini dinletmek için seçtikleri yegane yöntem insanları korkutmaktır. Doğru bilgi vermek veya nüansları anlatmak yerine sürekli “Ölürsün” diyerek otorite pozisyonu elde etmeye çalışırlar.

Bu anlamda, sürekli öte dünya ile insanları korkutup hizaya sokmaya ve kendi otoriteleri altına almaya çalışan din adamlarından bir farkları yoktur.

Örnek vermek gerekirse, Nihat Hatipoğlu ve Canan Karatay aslında benzer taktik ve hurafelerle insanları korkutan, aynı şekilde bunu maddi ve manevi kazanca dönüştüren birer "hoca"dır. Hoca kelimesi her ikisi için de aynı anlama gelmektedir. Söylediklerinin bilimsel gerçeklerle hiç bir ilgisi yoktur.


(Taylan Özdere) #16

bu olay biraz çiğ süt ile fabrikasyon süt arasındaki farka benziyor

Doğrusu: Süt ile bira üretimi gıda teknolojisi açısından farklı süreçlerdir. Benzetme bütünüyle yanlıştır.

Çiğ süt, sağım sırasında süte bulaşan bakteriler nedeniyle sürekli olarak soğuk zincirde korunması gereken bir üründür. Soğukta saklama süt içindeki bakterilerin üremesini yavaşlatır fakat bütünüyle durdurmaz. Bu yüzden süt bir süreden sonra pastörize edilmelidir.

Bira üretim prosesi mutlaka uzun bir kaynatma aşaması içerir. Bu aşamada arpa maltından elde edilen şekerli su, şerbetçi otu ile kaynatılır. Bu kaynatma işlemi birçok mikroorganizmayı öldürdüğü için bira yapımında pastörizasyon zorunluluğu yoktur.

bira kitini, malt özlerini ve kullanacaksanız şekeri çok iyi biçimde ve ideal sürede karıştırırsanız, kit içeriği ve yardımcı bileşenler sıvı içinde homojen şekilde karışır ve zamanla dibe çökmez.

Doğrusu: Kit içeriği ve yardımcı bileşenler suda kolayca çözünen farklı şekerlerdir. Çok iyi karıştırılmasalar bile asla dibe çökmezler.

bu durum da gövdesi güçlü bir bira içme olasılığınızı artırır.

Doğrusu: Karıştırmanın iyi olması biranın gövdesini güçlendirmez.

Bileşenlerin sıvıya oranı ve şerbetteki şekerlerin maya tarafından ne kadar sindirilebilir olduğu biranın gövdesini belirler.


(Taylan Özdere) #17

fermantasyon bittikten sonra bira adayını çok iyi bir biçimde filtrelemeniz gerekir. bu iş için avrupa ve amerika’da özel filtrelizasyon makineleri var.

Doğrusu: Prosesin doğru ismi filtrasyondur, filtrelizasyon değil. Filtrasyon ticari bira üretiminde bile opsiyonel bir işlemdir. Zorunlu değildir.

Birçok ticari bira filtresiz ibaresiyle satılır ve filtrasyon işleminden geçmez. Yerli ve yabancı birçok küçük ölçekli ticari bira üreticisi, ürünlerinin hiçbirini filtrelemeden pazara sunar.

Yine Alman ticari bira geleneğinde birçok bira, filtrelenmeden ve şişe içinde yoğun bir tortu ve maya ile (naturtrüb) satışa sunulur.

Ev yapımı biralarda da filtreleme opsiyonel ve büyük ölçüde gereksiz bir işlemdir.


(ömür) #18

“Meyve veren ağaç taşlanırmış” Bu tarz yazıların videoların asıl gayesi milletin aklını yanlış bilgiler ile karıştırıp kendilerine rant sağlamaktır! Çünkü ortada bir gözle görülür başarı var güzel bir hizmet var ve belki ilk başlarda göze batmasa da butik bira ailesi olarak genişledikçe çekemez oldular niye kendileri yanlış yerdeler de ondan kaybediyorlar bu yüzdende abuk sabuk bilgiler verip insanları kandırmayı vaz geçirmeyi ve kendilerine çekmeye çalışıyorlar. @Taylan bey ile hiç bir tanışıklığım veya bir bağım yoktur sadece müşteriyim o kadar… Ama şu ana kadar hizmet ürün ve müşteri ilişkilerinde gerçekten butik bira çalışanlarını ve kendisini tebrik ediyorum… Butik bira oluşumu bizlerin insafız vergiler ile iki çeşit biranın altında ezilmekten kurtarmış uygun fiyatlar ile dünya biralarını içmemizi sağlayan bir hizmettir! Bu biz bira sevenler için çok ama çok büyük bir iştir ki bilmiyorum bence biraz bunu anlamıyoruz gibime geliyor zaman zaman… Onun için böyle asılsız saçma sapan bilgilere kanmamak lazım diye düşünüyorum… Kalın sağlıcak ve bira ile…


(Taylan Özdere) #19

pastroizasyon yaparak maya ve mikroorganizmaları ortadan kaldırmanız gerekir.

Doğrusu: Filtrasyon gibi pastörizasyon da opsiyonel bir işlemdir. Zorunlu değildir.

Birçok ticari bira pastörsüz, pastörize edilmemiş gibi ibarelerle pastörizasyon işleminden geçmeden satışa sunulur. Küçük ölçekli ticari bira üreticilerinin ürünlerinin hemen hemen hiçbiri pastörize edilmez.

Avrupa’da birçok bira stilinin temel özelliği bu biraların pastörize edilmeden satışa sunulmalarıdır. Real ale gibi.

Ülkemizde fıçı içinde barlarda satışa sunulan biralar da pastörize edilmezler.

hatta ticari bira firmaları pastorizasyonu bile yeterli görmez ve uht benzeri özel şoklama yöntemleri ile

Doğrusu: Hiçbir biraya UHT veya benzeri aşırı yüksek sıcaklık yöntemi uygulanmaz.

Birçok ticari bira üreticisinin pastörizasyondan kaçınma sebebi yüksek sıcaklıkların biranın tadını ve stabilitesini bozmasıdır. Durum böyleyken hiçbir üretici daha da yüksek sıcaklık gerektiren UHT veya benzeri yöntemlere başvurmaz.

bu yapılmazsa temiz içimli, steril bir biranız olmaz.

Doğrusu: Pastörizasyon temiz içim sağlamaz.

Bira üretiminde temiz içim aroma gamı daha dar olan lager stili biralar için kullanılan bir ifadedir. Pastörizasyon biranın tadını olumsuz anlamda bir miktar değiştirir fakat daha temiz bir içim sağlamaz.

biranın tadı, kokusu, kıvamı ve rengi de zamanla bozulur. bazı kişilerin birayı ilk yaptıklarında fermantasyon biter bitmez biranın tadının güzel gelmesi ve ancak zamanla tadın ve kıvamın bozulmasının nedeni de budur.

Doğrusu: Ev yapımı biranın tadı zaman içinde, biranın olgunlaşmasıyla birlikte iyileşir. Kötüleşmez.

Ev yapımı biranın tadının zaman içinde şişede iyileşmesini ve biranın olgunlaşmasını sağlayan bira mayasının yavaş da olsa şişe içinde çalışmaya devam etmesidir. Pastörizasyon bira mayasını öldürür ve olgunlaşmayı engeller.

mayalar fermantasyondan sonra otofaji gibi çeşitli mekanizmalar ile birbirini ve ölü mayaları yerler ve ortaya etil karbamat gibi kanserojen olduğu bilinen başka kimyasal maddeler açığa çıkar.

Doğrusu: Pastörizasyon etil karbamat gibi bileşiklerin oluşmasını engellemez. Tam tersine ısıl bir işlem olduğu için bu tür bileşiklerin oluşumunu tetikler. Pastörize edilmemiş bira bu anlamda daha sağlıklıdır.

Etil karbamat, etil alkol ve ürenin yüksek sıcaklıkta birleşmesi ile oluştur. Özellikle damıtma sırasında yüksek sıcaklığa maruz kalan rakı, viski gibi içkilerde görülür.

Pastörize edilmemiş, yani ısıl işlem görmemiş bira bu anlamda çok daha sağlıklıdır.


(Taylan Özdere) #20

öte yandan biranın şekerden zengin ortamında bol bol bakteri, mantar ve mantar sporları gibi istenmeyen patojenler oluşur. bu mikroorganizmaların bir kısmı bira adayının içindeki alkolü de sindirip alkol oranının sanılandan daha düşük seviyelere inmesine neden olabilirler. şarap üreticileri bu sorunları potasyum metabilsülfit gibi kimyasal maddeler ile kolayca hallederler. birada ise bu tür kimyasal ajanları kullanmak mümkün değildir.

Doğrusu: Kaynatma işlemi birçok patojenin bira içinde üremesini engeller.

Kitten yapılan ev biraları malt özü üretimi sırasında fabrikada, tahıldan yapılan ev biraları ise mayşelemeden sonra kaynatma işleminden geçer.

Bu kaynatma işlemi birçok mikroorganizmayı öldürür. Eski çağlarda biranın çoğu zaman sudan daha güvenli bir içecek olmasının sebebi de bu kaynatma işlemi ve onun mikrop öldürücü etkisidir.

Şarap üretiminde üzüm suyu, aromaları korumak için kaynatılamamakta veya pastörize edilememektedir. Potasyum metabisülfit bu yüzden antioksidan ve antimikrobiyel olarak kullanılmak zorundadır. Potasyum metabisülfit kullanabiliyor olmak şarap yapımının biraya göre bir üstünlüğü değil zorunluluğudur.

bakteri ve mantar havada bile var ve emin olun bira adayınızı pastorizasyon, filtrelizasyon gibi sterilizasyon işlemlerine maruz bırakmazsanız, bu patojenler biranızı istila eder. bu yüzden filtreleme ve pastorizasyon gibi sterilizasyon yöntemleri şart.

Doğrusu: Pastörizasyon ve filtrasyon hem ticari hem de evde bira üretiminde opsiyoneldir. Zorunlu değildir. Biranın tadını olumsuz etkiledikleri için birçok ticari üretici tarafından özel seri biralarda tercih edilmeyen yöntemlerdir.